Günümüzde birçok şirket artık CBAM’ın temel gerekliliklerini biliyor: emisyonları izlemek, raporlamak ve sertifika yükümlülüklerini yerine getirmek. Ancak uygulamada süreç bu kadar basit değil.
Asıl zorluk, bu temel gerekliliklerin ötesinde ortaya çıkıyor. Tedarikçi verilerinin toplanmasındaki zorluklar, devam eden veri eksiklikleri ve iç sorumlulukların net olarak belirlenememesi, şirketlerin karşılaştığı başlıca sorunlar arasında yer alıyor.
Bu durum, kuruluşların farkında olmadan önemli uyum riskleri ve beklenmeyen maliyetlerle karşılaşmasına neden olabilir.
İthalatçılar ve üreticilerle gerçekleştirdiğimiz çalışmalar doğrultusunda, şirketlerin CBAM’a hazırlanırken sıklıkla gözden kaçırdığı beş önemli konuyu aşağıda ele alıyoruz.
Uyum için hazırlanıyorlar, ancak karbon maliyet stratejisi için hazırlanmıyorlar
Birçok şirket, CBAM uyumunu sağlamaya odaklanıyor. Bunun altında nasıl rekabet edeceklerini düşünenlerin sayısı ise daha az.
CBAM, emisyonlarla doğrudan bağlantılı yeni ve tekrarlayan bir maliyet getiriyor. Bu maliyetin zamanla artması bekleniyor. Bunu yalnızca bir uyum yükümlülüğü olarak ele almak, daha büyük bir fırsatı kaçırmak anlamına gelir.
- Önde gelen şirketler artık CBAM’a yalnızca bir uyum yükümlülüğü olarak değil, stratejik bir fırsat olarak yaklaşıyor. Bu nedenle daha kritik sorular sormaya başladılar:
- Hangi tedarikçiler, CBAM kapsamında en yüksek karbon maliyeti riskini oluşturuyor?
Daha kaliteli ve güvenilir emisyon verileri, sertifika maliyetlerini azaltmak için nerelerde kullanılabilir? - Tedarik zinciri genelinde en etkili ve maliyet avantajı sağlayan karbonsuzlaşma çözümleri hangileri?
- Artan karbon maliyetleri, uzun vadede fiyatlandırma stratejilerini, tedarik kararlarını ve kârlılığı nasıl etkileyecek?
Kısacası, şirketler artık yalnızca CBAM’a uyum sağlamaya değil; karbon verilerini kullanarak daha bilinçli, rekabetçi ve sürdürülebilir iş stratejileri geliştirmeye odaklanıyor.
CBAM sadece emisyonların raporlanmasından ibaret değildir. Tedarik zinciriniz genelinde karbonun finansal etkisini yönetmekle ilgilidir.
Sadece iç süreçlere odaklanmak
CBAM hazırlıklarının büyük bir kısmı genel merkezde gerçekleşir. Hukuk, uyum ve sürdürülebilirlik ekipleri çerçeveyi oluşturur. Bu gereklidir, ancak tek başına yeterli değildir.
CBAM'a hazırlık, nihai olarak tesis düzeyinde belirlenir.
Üreticiler, tesis düzeyinde emisyonları ölçmeli, süreç verilerini ürün düzeyindeki rakamlara dönüştürmeli ve bu rakamların doğrulamaya dayanabileceğinden emin olmalıdır. Birçoğunun bunu yapmak için henüz gerekli izleme sistemleri veya metodolojileri bulunmamaktadır.
Bu durum bir kopukluğa yol açar. İthalatçı hazır olduğunu hissedebilir, ancak tedarikçileri doğrulanmış veriler sunamazsa tüm sistem çöker. Bu durum, düzenli olarak yeni tedarikçilerle çalışan şirketler için daha da geçerlidir. Bir ürünün gerçek maliyeti, sadece teklif edilen fiyatla değil, emisyon yoğunluğu ve destekleyici verilerin kalitesiyle belirlenecektir.
Uygulamada, CBAM hazırlığı yönetim kurulu odasında değil, fabrika sahasında kazanılır veya kaybedilir.
CBAM raporlamasını pasif bir işlem olarak ele almak
Tedarikçilere veri talebinde bulunmak, kaliteli verilerin geri geleceği anlamına gelmez. Aslında, CBAM verileri söz konusu olduğunda tedarikçiler genellikle iki gruba ayrılır.
İlk durumda, herhangi bir karbon ölçümü veya muhasebesi sistemi kurmamış olanlar vardır. Bu, tedarikçilerin müşterilerden CBAM raporlama talebi aldıklarında bunu doğru bir şekilde doldurmalarının imkânsız olduğu anlamına gelir. Doğru bilgileri toplamak için, ithalatçıların tedarikçileriyle işbirliği yaparak eğitim ve beceri geliştirme faaliyetleri yürütmesi ve böylece tedarikçilerin kaliteli veri raporlama yeteneklerini artırması hayati önem taşır.
İkinci grupta ise verileri olan ancak CBAM uyumluluğunu çok zaman alıcı bulan tedarikçiler yer alır. Bu tedarikçiler için, uyum sağlamadıkları takdirde karşılaşacakları ticari riski anlamaları da aynı derecede önemlidir. Birçok tedarikçi, CBAM’yi hâlâ sadece bir başka sürdürülebilirlik çalışması olarak görmektedir; ancak veri sağlamadıkları takdirde ürünlerinin AB’ye girişinde önemli ölçüde pahalılaşacağını anlamamaktadır. İthalatçılar, bu ticari gerekçeyi tedarikçilere açıkça anlatmalıdır.
Tüm CBAM verilerinin nihayetinde fabrika düzeyinde doğrulanması gerekecek ve bu maliyet genellikle tedarikçi tarafından karşılanacaktır; bu da güçlü tedarikçi ortaklıkları kurmayı hayati önemde hale getirmektedir. Veri talebi göndermek ve pasif bir şekilde yanıt beklemek işe yaramayacaktır.
Yetersiz emisyon verilerinin maliyetini hafife almak
Birçok kuruluş, eksiksiz veriye ulaşamadığında tahminlere veya varsayılan değerlere başvurabileceğini düşünüyor. Teknik olarak bu mümkün olsa da, ticari açıdan önemli riskler taşıyor.
CBAM kapsamında kullanılan varsayılan değerler, bilinçli olarak ihtiyatlı bir yaklaşımla belirlenmiştir. Bu nedenle gerçek emisyon seviyelerini olduğundan yüksek gösterebilir ve şirketlerin gereğinden fazla CBAM yükümlülüğüyle karşı karşıya kalmasına neden olabilir. Eksik veya düşük kaliteli veriler, karbon maliyetlerini %30–50 oranında artırabilir. Bu da veri kalitesini yalnızca bir uyum konusu olmaktan çıkararak doğrudan maliyet yönetimi ve kârlılık açısından stratejik bir faktör haline getirir.
Doğru ve doğrulanmış emisyon verileri sadece gereklilikleri karşılamakla ilgili değildir. Bu, şirketlerin karbon maliyetlerini kontrol etmek için sahip oldukları en acil araçlardan biridir.
Kuralların sabit olduğunu ve değişmeyeceğini varsaymak
CBAM’ı değişmeyen, tek seferlik bir uyum gerekliliği olarak görmek ve buna göre bir strateji oluşturmak cazip gelebilir. Ancak bu yaklaşım önemli bir hatadır.
CBAM hâlâ gelişmekte olan ve kapsamı zaman içinde genişlemesi beklenen dinamik bir düzenlemedir. Avrupa Birliği, 2028 itibarıyla kapsamın çelik ve alüminyumdan üretilen alt ürünleri de içerecek şekilde genişletilmesini önermiştir. Ayrıca, 2035 yılına kadar daha fazla ürün kategorisinin CBAM kapsamına dahil edilmesi beklenmektedir.
Güçlü bir tedarikçi karbonsuzlaştırma programı oluşturmak zaman, veri altyapısı ve iş birliği gerektirir. Bu nedenle, bugün doğrudan CBAM kapsamında olmayan şirketlerin bile şimdiden hazırlıklara başlaması; gelecekteki yükümlülüklere uyum sağlamak, maliyetleri yönetmek ve rekabet avantajını korumak açısından büyük önem taşır.
Ayrıca, CBAM’ın etkisi yalnızca AB ile sınırlı değildir; küresel ölçekte bir dönüşüm yaratmaktadır. AB’ye yoğun ihracat yapan ülkeler (örn. Hindistan, Vietnam, Malezya ve Çin), karbon vergilerini ve emisyon ticareti sistemlerini geliştirerek karbon maliyetlerini kendi ekonomileri içinde yönetmeye başlamaktadır. Bu nedenle, AB’ye doğrudan ihracat yapmayan şirketler bile bu etkileri yakında hissedebilir.
CBAM, yalnızca bir düzenleyici son tarih değil, şirketlerin karbon emisyonlarını yönetme biçiminde yaşanan önemli bir değişimdir. Bu süreci yalnızca son aşamada tamamlanacak bir raporlama yükümlülüğü olarak gören şirketler zorluklarla karşılaşacaktır.
Öne çıkacak şirketler ise verilerini iyileştiren, tedarikçileriyle erken iş birliği yapan ve karbon maliyetlerini stratejik olarak yöneten şirketler olacaktır.
LRQA’nın CBAM konusunda size nasıl destek olabileceğini öğrenin
